Bugün yıllar sonra Bursa’nın Gölyazı köyüne gittim. Pardon mahallesine diyecektim, o da ticarileşti o da değişti bir zaman önce. Gölyazı’yı severim; yıllardır boşluk bulduğumda, Bursa’ya geldiğimde giderim. O koskoca gölde taş sektirmek pekala hoşuma gider.
Bu sefer, daha önce fark etmediğim bir şey fark ettim. Gölyazı’daki ticareti…
Gölyazı ufak bir köy, köyün araçla bir girişi bir de çıkışı var. Köydeki insanları birçoğu gelen yerli ve yabancı turistler ile bu yol kenarında bir ekonomi kurmuşlar. Bir taraftan hakları, geçinmek için tarım ve hayvancılıktan daha kolay bir yöntem bu ufak ticaret; diğer taraftan çok yalancı… Köyde gereksiz bir yaz dizisi havası var: Herkes mutlu, herkes oynuyor. Olanlar Oldu filminden Döndü Teyze sanki o köyde pansiyon işletiyor. Bu yalan, bunlar hep ticari. Öteberi yiyecek satan 60’lı yaştaki her teyze tekne gezimiz var gelmez misiniz diyor. Hepsi aynı, her şey aynı. Kimse balık tutmuyor artık herhalde, tüm tekneler aşkını kanıtlamak isteyen adamlar tarafından kiralanmış durumda zira. Ben Gölyazı’yı ilk gördüğümde de insanlar ürünlerini satar, bu yoldan ekmek kazanırdı ama iş çığrından çıkmış; lokmacı açılmış mesela, isteğe özel dijital baskılı bardakçı açılmış. Vesselam kurnaz köylü köyünü mahvetmiş.
EY İNSANOĞLU, bu güzel köyü de ticarileşme uğruna kaybettik, korkum o ki bu yalancık hayat bizi ele geçirecek, çocuklarımız herkesin yapmacık olduğu bu dünyada debelenip duracak.