Başlıksız Şiir

Bir zamanlar olurdu Bilirsin işte, o anlar Öyle bir şey, bir nevi Hatırlar mısın, eskiden Büyülüydü sanki, öyle değil mi? Yok yok, anlatamadım Bir başka türlü Parlak, pırıl pırıl Göz kırpardı bize, hani Hissedemedin mi hiç? Özledin mi o güzel zamanları? Dur dur, yanlış oldu Öyle değil tam Bir nevi mucize gibi Yaşadık ya en … Continue reading “Başlıksız Şiir”

Konfor Alanının Laneti

Deneme Arkadaşlar bu nedir ya? Yaşadığımız yüzyılın en önemli avantajı aslında büyük bir lanet mi? Neyden bahsettiğimi muhtemelen biliyorsunuz. Konfor alanı… Teknoloji ya da internet ile de sınırlandırmıyorum bunu. Bazen telefonunu çıkart diyen dayılar gibi hissediyorum kendimi… Ben Z kuşağı denilen bu kavmin bir parçasıyım aslında. Ben seçmedim bu zamanda doğmayı. Kimse bana sormadı ama … Continue reading “Konfor Alanının Laneti”

Hesaplaşma

Günlük Yazmıyorum, esasen yazamıyorum birkaç aydır. Herhalde beş ay oldu hatıratıma bir satır yazmayalı. Birkaç mektup ve dandik bir iki deneme parçasını da saymazsak hiçbir şey yok aslında. Bundan biraz süre önce -ne kadar olduğunu ben de bilmiyorum, belki birkaç ay belki birkaç yıl- bir kelebeğin kanadında rüzgar olan duygularım, düşüncelerim, bunalımım ve dahi benliğim … Continue reading “Hesaplaşma”

Ayrılıklar Ölümden Farksızdır

Deneme Tanrı ayırırmış bazen insanları sevdiğinden, sınav olsun diye de yapmazmış bunu aksine insanın iyiliği içinmiş bu. Ölüme hazırlarmış her ayrılık kişiyi. Ölüm acısını hafifletirmiş. Eşyanın tabiatı ölümden geçiyorsa ve ayrıldığımız insanlar ayrılacaklarımızın yanına bir hiç kalıyorsa ne yapmak lazım? Eskilerin dediği gibi bugüne şükretmek erdemli insan davranışı mıdır? Necip Fazıl’ın dediği gibi; “Dün hatıra, yarın … Continue reading “Ayrılıklar Ölümden Farksızdır”

Yazamamak

Deneme Yazamıyorum artık, ne iki satır ne de… İnsanın yazamadığını yazması… Daha kötüsü, yazarın yazamadığını yazması… en azından çalışması… Oysaki ben bir durum hikayesi yazmak için oturmuştum klavye başına… Çok üç nokta var değil mi metinde? Zira hayatımızın her yerinde üç noktalar var. Yok mu? Belli ki olmamalı. Olmamalı olduğunu öğrettiler bize ama yeğ olan … Continue reading “Yazamamak”

Duygu

Deneme Duygu dediğimiz şeyin tarifi var mıdır? Duygular… Temelde sevgi, korku, üzüntü, heyecan gibi duygular vardır. Kelebekler uçuşur bazen karnımızda. Bazen başımıza bir ağrı saplanır. Bazen de gözümüzden yaş damlar. Genelde çok kolay bir biçimde niteleyemeyiz ama. Hepsi iç içe olabilir. Çok basit bir örnek verelim. Düşünün ki bir lunaparkta hız treninin içindesiniz. Mutlusunuzdur çünkü … Continue reading “Duygu”

Rüya ve A Priori

Deneme Rüyalar kimilerine göre bilinçaltımızın uygun zemin bulup kendini bize kanıtlamaya çalışma biçimidir. Bazen mantıklı olur, bazen mantıksız. Genelde hiçbir zaman berrak bir şekilde hatırlayamayız. Bazen rüyayı gördüğümüz için korkar, bazen de hiç göremeyeceğimiz birini orada gördüğümüz için seviniriz. Rüyalar realist olduğunu düşünen kimi insan için bir oyun, bir saçmalıktır. Bazı romantikler için ise hayatın … Continue reading “Rüya ve A Priori”

Ölüm ve Kalıcılık

Deneme İnsanlar genellikle ölür. Bazıları ölmez. Bir hikaye vardır, onu anlatayım kısaca: Zamanın birinde… Ya da anlatmayayım, büyük ihtimalle biliyorsunuzdur ve ben hiçbir zaman iyi bir hikaye anlatıcısı olamadım. Telefonumdaki şarkılara bakıyorum. Son on yıldır piyasaya çıkan şarkılardan bir iki tanesini saymazsak hiç şarkı yok. Telefonumdaki şarkıların sadece yüzde onu milenyum sonrası çıkmış. Diğerleri? Diğerlerini … Continue reading “Ölüm ve Kalıcılık”