Deneme
İnsanlar genellikle ölür. Bazıları ölmez. Bir hikaye vardır, onu anlatayım kısaca:
Zamanın birinde… Ya da anlatmayayım, büyük ihtimalle biliyorsunuzdur ve ben hiçbir zaman iyi bir hikaye anlatıcısı olamadım.
Telefonumdaki şarkılara bakıyorum. Son on yıldır piyasaya çıkan şarkılardan bir iki tanesini saymazsak hiç şarkı yok. Telefonumdaki şarkıların sadece yüzde onu milenyum sonrası çıkmış. Diğerleri? Diğerlerini söyleyenlerin çoğu çoktan toprakla vuslat oldu. Ölümlerinin yıl dönümlerinde mezarları bizim gibi dinleyenleri ile dolup taşıyor.
Beatles kaldı mı mesela? Grubun üç üyesi öleli yıllar oldu. Biri de 80 yaşında. Ama hiçbir zaman eserleri ölmedi. Mesela Müslüm Gürses (Beatles’tan Müslüm’e…) 2013’te vefat etti ama çoğumuzdan daha canlı. Ya da Zeki Müren… Sadece müzik dünyası olarak düşünmemek lazım; Ahmet Haşim…
Bir insanı sevmek değil burada mesele. “Hitler’i çok seviyorum, çok iyi bir adamdı.” diyen birisinin olacağını zannetmiyorum ama Hitler’in tarihte aldığı konum bakımından hiç ölmeyeceğinden pek tabii eminim. Ya da bir ideolojiye öncülük etmiş biri, istese de ölemez. Bazılarının mezarının yerini bile bilmeyiz: Diyojen, Platon, Sokrates… Ataʼmızı da başkentimizin kalbine koyarız… Ama hiçbiri ölmez. Einstein ölmez, Tesla ölmez; Newton, Marie Curie ve şimdi bir çırpıda sayamadığım nice isimler; ölüm yoktur onlar için.
Onlar dünyayı değiştirdiler, bu yüzden mi fani bedenlerinde ölümsüzlük gizli? Bence değil, ölümsüz olmak için illa dünyayı sarsmak, çok okunmak, fizikte çığır açmak, her gün dinlenmek gerekmez. Sadece oluşturmak* gerekir ve bu işte iyi olmak en önemli şarttır.
Şöyle bir örnek vereyim: 90’lı yıllarda Türkiye’de bir pop müzik furyası oluştu. Bazı şarkıcılar çok sevildi, bazıları ise hiç dinlenmedi. Aslında hepsi kendi şarkılarını, tarzlarını, danslarını üretti ve sundu ama bazılarına baht gülmedi. Aslında onlara bahtın gülmemesi diye bir durum yok ama onlar özgünlüğü yakalayamadıkları için bunu kadere yüklediler. Toprağa girmeden yapıtları ile öldüler.
Ölmememiz lazım. İşimizi en iyi şekilde yapmamız gerek bunun için. Biz ölmeyelim ki insanlık denen bu deryaya bir damla da biz ekleyebilelim.
*Burada aslında “yaratmak” kelimesini kullanmak isterdim ama İngilizcedeki gibi bir kullanımı bizim dilimizde olmadığından, bu kelimenin bizim kültürümüzde biraz daha tanrısal bir özelliği olduğu için “oluşturmak” kelimesini seçtim.
Orijinal link: https://bubisanat.com/posts/olum-ve-kalicilik