Rüya ve A Priori

Deneme

Rüyalar kimilerine göre bilinçaltımızın uygun zemin bulup kendini bize kanıtlamaya çalışma biçimidir. Bazen mantıklı olur, bazen mantıksız. Genelde hiçbir zaman berrak bir şekilde hatırlayamayız. Bazen rüyayı gördüğümüz için korkar, bazen de hiç göremeyeceğimiz birini orada gördüğümüz için seviniriz. Rüyalar realist olduğunu düşünen kimi insan için bir oyun, bir saçmalıktır. Bazı romantikler için ise hayatın büyülü bir hediyesi…

Bu yazıda rüyalarla alakalı soruları cevaplamayacağım. Bilinmezleri bilinir kılmayacağım. Sadece soru soracağım ki benim anlamadığım şeyi belki siz anlamlandırabilirsiniz.

Hiç rüya âlemi ile gerçek dünyayı karıştırdığınız oldu mu? Benim sık sık olur. Özellikle sabahları gördüğüm rüyayı düşünüp “Dün böyle mi geçti yoksa bu bir rüya mıydı?” diye sorarım kendime. Sonra daha çok düşünürüm, biz kesiksiz olan bir dünyayı gerçek kabul ettik diye rüyalar yalan olmak zorunda mı? Belki insanın birden çok yaşamı vardır da bazısı bazen rüyamızda yer buluyordur.

Bazen düşünmeyi abartıyorum. Diyorum ki kendime, hani insanlar öldüğünde esasında yok olmuyor uzay/zamanın farklı bir yerinde varlıklarını sürdürüyorlar ya, bizim rüyalarımız da uzay/zamanın ötesinde bize verilmiş bir şans mı değerlendiremediğimiz?

Piri Reis meşhur atlasında keşfedilmemiş kıtayı çizmişti ya hani, astral seyahat diye popüler oldu bizim dönemimizde. Astral seyahat denilen şey -varsa- rüyadan nasıl bir farkı olabilir ki? Olsa olsa kontrolümüzdeki bir rüyadır.

“Geçenlerde bir rüya gördüm. Ben bir yerdeyim, ben oraya gerçek hayatta hiç gitmedim ama orası benim evimmiş.” diyen birisini mutlaka duydunuz ya da belki o kişi sizsiniz. Rüyadaki o kişi oranın kendi evi olduğunu nereden biliyor? Bu sorunun cevabı rüyamdaki arkadaşım öyle söyledi şeklinde değilse -ki muhtemelen değildir- bu soru rüyamızda “a priori”ye götürmeli. Peki nedir bu a priori? Önsel demek kelime anlamı ile. Felsefede bazı filozoflar tarafından bilginin kaynağı sorununa cevap olarak ortaya çıkmış bir terim aslında.

Sürer olan hayatımızda bilgiyi çoğunlukla deneyimleyerek öğreniriz (a posteriori). Örneğin ufak bir bebek sobaya dokunduğunda elinin yanması üzerine sobanın sıcak olduğu bilgisini deneyimler, sobanın ne olduğunu bilmeyen biri onun sıcak olduğu bilgisine ulaşamaz -başka ögelerle ilgi kurarak kavraması hariç- daha somut bir örnek verelim: İçinde bulunduğu evin kardeşine ait olduğunu bilmeyen birisi eğer başka biri bunu söylemezse bu bilgiyi edinemez ama gördüğü rüyayı anlatırken o ev kardeşiminmiş der. Rüyadaki bu bariz a priorinin sebebi nedir?

Her şey sadece bir rüya.

Emile Zola

Orijinal link: https://bubisanat.com/posts/ruya-ve-a-priori

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir